Postmenopozal Osteoporoz Sağlık Rehberi

    alt kategori imajı

    Postmenopozal Osteoporoz Nedir?

    Menopozla ilgili olarak en çok bilinen ve endişe edilen bir durumdur. Osteoporoz kemiklerdeki erimeyi, daha doğru bir ifade ile de kemik doku yoğunluğundaki azalmayı tarif eder. 

    Osteoporoz kemiklerin "kütlece azalması" demektir; osteo (kemik) ile poroz (delikli) kelimelerinin birleşmesinden oluşur.

    Halk arasında ise osteoporoz, "kemik erimesi" olarak geçer.

    Kemiğe direncini veren maddelerin özellikle de kalsiyumun kemikten uzaklaşması ile osteoporoz oluşur. Kemik azalmasının şiddeti arttıkça kemik kırılganlığı da artmaktadır.

    Osteoporoz ciddi bir hastalıktır.


    Postmenopozal Osteoporoz Belirtileri Nelerdir?

    Aslında kemik erimesinin başlangıcında hastada hiçbir şikayet olmayabilir. Ancak hastalık ilerledikçe kemik dokusunun direnci geri dönüşü olmayacak bir şekilde azalmakta ve kemiklerde yaygın ağrılar ortaya çıkmaktadır.

    Osteoporozun ileri dönemlerdeki komplikasyonu ise fraktürler yani "kemiklerdeki kırıklar" dır.

    50 yaşın üzerinde her 8 kişiden 1' inde osteoporoza bağlı omurga kırığı gelişmekte olup bu oran yaş ile birlikte artmaktadır. Kalça kırığı 70 yaşın üzerindeki her 3 kadından ve her 9 erkekten 1' inde görülen önemli bir sağlık problemidir. Osteoporotik kırıklar olarak tanımlanan kırıklar; el bileği, omurga ve kalça kırıklarıdır.

    Bu kırıklar kişinin fiziksel, psikolojik ve sosyal durumu ile sağlıkla ilgili yaşam kalitelerini olumsuz olarak etkilemektedir

    Osteoporozdan etkilenen insanların % 80'i kadınlardır. Kadınlarda daha sık rastlanan "Romatoid artrit " gibi iltihaplı romatizmaların varlığı ya da kortizon, tiroksin gibi ilaçların kullanımı halinde osteoporoz riski artmaktadır.

    Erkek osteoporozu da özellikle son yıllarda klinik tıpta önemli bir sorun olarak görülmektedir. Tüm vertebra korpus kırıklarının % 14'ü ve yine tüm kalça kırıklarının % 25-30'u erkeklerde görülmekte ve önemli bir oranda hastalık ve ölüm nedeni olabilmektedir.

    Menopozdan sonraki ilk 5 yıl kemik kütlesinin en hızlı kaybedildiği zaman dilimidir. Bu dönemde kadınlar her yıl kemik kütlerinin % 3'ünü kaybedebilirler. Hızlı kayıp döneminin sonlarında 60 yaş civarında osteoporozun ilk belirtileri; kamburlaşma, boy kısalması, yaygın sırt ağrıları ya da ufak bir zorlama sonucu oluşan kırıklar şeklinde ortaya çıkar.

    Menopozdan 10 yıl sonra kalça, bel omurları, el ve bilek kemiklerinde daha fazla olmak üzere kırılma riskleri oldukça fazladır. Kemiklerdeki kırılmalar osteoporozun en önemli komplikasyonu olarak ortaya çıkan ve maddi-manevi sıkıntılara sebep olan durumlardır.

    Menopozdaki bu kırıkların basit hormon tedavileri ile önlenmesi kişileri ölüm ve sakatlık risklerinden önemli ölçüde korurken, tedavi masraflarını azaltarak ülke ekonomilerine de ciddi miktarda kaynak sağlar.

    Kadınlarda kemik metabolizmasında östrojen hormonu önemli bir düzenleyicidir. Kemik dokusunda kalsiyum iyonunun kalması için östrojene ihtiyaç vardır.

    Östrojen hormonun olmadığı durumlarda kemik kaybı hızlanır ve menopoz al dönemde gözlenen osteoporoz ortaya çıkar.

    Bu nedenle menopozda hormon replasman tedavisi alan kadınlarda kemik erimesi daha az olmaktadır. Menozdaki HRT’nin en büyük yararlarından birisi, kemik dokuda yoğunluğun artışını sağlamasıdır.


    Postmenopozal Osteoporoz Nasıl Teşhis Edilir?

    Eskiden direkt radyografiler ile kemik yoğunluğu değerlendirilirken günümüzde bu işlem neredeyse terk edilerek yerini özellikle bel, uyluk (femur) ve ön koldan Dual X-Ray (DEXA) adı verilen bir yöntemle "Kemik Mineral Dansiyometrisi (KMD)" ölçümlerine bırakmıştır. Bu yöntemin duyarlılığı direkt grafilere göre çok daha fazladır.

    Eğer bu ölçümlerde hastalık derecesinde kemik erimesi saptanmışsa kemik erimesini önleyen tedaviler uygulanmalıdır.

    Genç bir erişkin iken ulaştığımız tepe kemik kütlesi ve yaşlanmaya başladığımızda oluşması beklenen kemik kaybının hızı osteoporoz gelişme riskimizi belirler. Kimlerin önceden bu hastalığa yakalanacağı önceden öngörülememektedir. Ancak hastalığa yakalanma riski aşağıdaki durumlarda artmaktadır:

    Yukarıdaki faktörlerden bir ya da birden fazlası sizde var ise osteoporoza yakalanma ve kırık riskiniz yüksektir.


    Postmenopozal Osteoporoz Tedavisi

    Günümüzde östrojen tedavisi osteoporoz tedavisinden ziyade korunmada tercih edilmektedir. Kadın doğum uzmanları tarafından önerilen östrojen tablet ya da cilt peçleri şeklinde kullanılmaktadır.

    Östrojen kullanımı, meme ve rahim kanseri riskini bir miktar arttırmaktadır. Ancak kişilere kar zarar oranı düşünülerek, izlem altında düşük dozda östrojen tedavileri başlanabilir.

    Tüm hastalıklarda olduğu gibi osteoporozda da hastalıktan korunmak öncelikli amaç olmalıdır. Osteoporozun gelişmiş olduğu durumlarda ise erken tedavi başarı şansını yükseltmektedir.

    Osteoporoz günümüzde tedavi edilebilir bir hastalıktır. Osteoporoz tedavisinin en önemli amacı kırıkların azaltılmasıdır.

    Osteoporoz tedavisinde ilaç ve ilaç dışı tedaviler söz konusudur.

    İlaç tedavisinde kemik yıkımını azaltan, yapımını arttıran ve özellikle son zamanlarda kemik kalitesi üzerine olumlu etki gösteren ilaçlar üzerinde yoğunlaşılmakta ve araştırmalar bu yönde sürdürülmektedir. İlaç tedavisinin seçiminde hastanın yaşı, ek yakınma ve hastalıkları, kırığın bulunup bulunmaması ve KMY değeri gibi özelliklerin göz önüne alınması gerekir.


    Postmenopozal Osteoporozda İlaç Tedavileri

    HRT (hormon replasman tedavisi ) en eski tedavilerden birisidir. Ancak günümüzde özellikle menopoz semptomları olan erken postmenopozal kadınlarda osteoporozun önlenmesi amacıyla kullanımı önerilmektedir. Östrojen hormonu progesteron ile birlikte ya da tek başına kontrollü olarak önerilebilir.

    Bifosfanatlar son yıllarda üretilen, ağızdan alınıma elverişli kemik yoğunluğunu arttıran ilaçlardır. Ülkemizde Etidronat, Alendronat, Risedronat bulunmaktadır. Alendronat ve risedronatın hem günlük, hem de haftada bir alınabilecek formları mevcuttur. Yapılan çalışmalarda günlük ve haftalık alım arasında etkinlik ve yan etkiler bakımından fark bulunamamıştır.

    Bifosfanat kullanımına başlamadan önce olası hipokalsemiyi önlemek için kalsiyum ve D vitamini eksikliği varsa muhakkak düzeltilmelidir. Ancak kalsiyum ile bifosfanatların aynı anda alınması durumunda emilim bozulduğu için eş zamanlı alınmaması gerektiği unutulmamalıdır. Bifosfanatlar genelde iyi tolere edilen, önemli yan etkileri olmayan ilaç gruplarıdır.

    Kalsitonin enjeksiyon ya da nazal sprey şeklinde tedavide yer almış, özellikle kırığı öyküsü olan veya kemik ağrıları olan hastalarda ağrıyı da kontrol eden bir ilaçtır. En az 2-3 yıl süre ile kullanılmalıdır.

    Selektif Östrojen Reseptör Modülatörleri (SERM) yeni bir ilaç grubu olup östrojen reseptörlerine yüksek ilgileri olan, bazı dokularda östrojen etkisini taklit ederken, bazılarında anti-östrojen etki gösteren ilaçlardır. Bu gruptaki ilaçlardan en iyi bilinenleri, her ikisi de meme kanserinin tedavisi için geliştirilmiş olan "tamoksifen" ile daha yeni bir ilaç olan "raloksifen"dir.

    Raloksifen osteoporozun önlenmesi için kullanabilecek ilaç gruplarından birisi olarak günümüzde dünyada ve ülkemizde yeni bir tedavi seçeneği olarak yerini almıştır. Osteoporozu olan postmenapozal kadınlarda meme kanseri riskini azalttığı bildirilmektedir.

    Paratiroid hormonu kan kalsiyum ve fosfat düzeyini ayarlayan bir hormondur. Yüksek plazma konsantrasyonları kemik rezorbsiyonunu arttırırken, düşük dozlarda aralıklı olarak verildiğinde kemik formasyonunu arttırabilir. Özellikle ciddi osteoporozlu olgularda vertebra ve vertebra dışı kırıklara olan etkisi nedeniyle gelecekte önemli bir tedavi seçeneği olarak görünmektedir.

    Kalsiyum diğer tedavilerin yanı sıra günlük yeterli kalsiyumu alamayan menopoz sonrası kadınlara önerilen bir ilaçtır. D vitamini eksikliği olan kişilerde kalsiyumun D vitamini ile beraber alınması önerilmektedir.

    D vitamini seviyesi yaşla birlikte azalır. Kalsiyum ile birlikte uygulanan vitamin D tedavisinin kalça ve vertebra dışındaki diğer kırıkların oranını azalttığı ve serum paratiroit hormon düzeylerini düşürdüğü belirlenmiştir.

    Yeni ilaç tedavileri ve deneysel tedaviler (ipriflavon, tibolon, osteoprotogerin, stronsium, büyüme hormonu, büyüme faktörleri, eser elementler, statinler, K vitamini) üzerindeki çalışmalar devam etmektedir.


    Postmenopozal Osteoporoz Tedavisinde İlaç Dışı Yaklaşımlar

    Diyet,

    Kemik sağlığını olumsuz yönde etkileyebilecek gıda, alışkanlıklar ve ilaçlardan uzak durma,

    Fiziksel aktivitenin yaşa göre yapılan egzersizlerle desteklenmesi,

    Düşmelerin önlenmesi,

    Mimari engellerin giderilmesi,

    Kalça koruyucular, görme muayenesi, denge ve kuvvetlendirme egzersizleri,

    Hasta eğitimi,

    Akut ve kronik ağrının tedavisi önem taşımaktadır.


    Postmenopozal Osteoporozdan Korunma Yolları

    Osteoporozdan korunmanın başlıca yöntemi; tepe ("peak") kemik kütlesine erişinceye kadar olan dönemde güçlü, sağlam kemik yapıyı oluşturmak ve sonraki yaşlarda kaybı engellemektir.

    Yeterli ve güçlü kemik kütlesine sahip olursak ileri yaşlardaki kaybımızı daha az problem ile atlatabiliriz. Kemik kütlesi genetik faktörlere bağlı olarak değişebilirse de yaşam biçimimizi akıllıca düzenleyerek osteoporozu yavaşlatabilir ve hatta engelleyebiliriz.

    Daha sonraki hayatınızdaki kaybı en aza indirebilmek için 35 yaşına kadar mümkün olduğunca en yüksek kemik kütlesine sahip olabilecek önlemleri almalısınız.

    Doğal besinlerle veya tabletlerle aldığınız kalsiyum miktarını arttırın.

    Güneşten yeterince faydalanamıyorsanız veya ileri yaşlarda iseniz D vitamini alın.

    Sigara içmekten kaçının.

    Alkol kullanmayın.

    Aşırı miktarda kahve tüketmeyin.

    Menopozda egzersiz önemlidir.

    Yaşam boyu aktif kalın.

    45 yaşın altında doğal ya da cerrahi menopoz (Ameliyatla yumurtalıkların alınması).


    Postmenopozal Osteoporozdan Kimler Daha Sık Etkilenir?

    Kadınlar,

    İleri yaş,

    Ufak tefek zayıf yapıda ve beyaz tenli olmak,

    Ailede osteoporotik kırık öyküsü (Özellikle annede kalça kırığı),

    Daha önce kırık geçirmiş olmak (Ön kol kırığı gibi),

    İnflamatuar (iltihaplı) eklem hastalığı yada astım varlığı,

    Kemik yıkımını hızlandıran ilaçların kullanımı (kortizon, guatr ilaçları, sara ilaçları, heparin vb),

    Kalsiyumdan fakir beslenme, yetersiz D vitamini,

    Sigara içme, alkol kullanımı, fazla kahve tüketimi,

    Aşırı tuz, protein alımı,

    Düzenli egzersiz yapma alışkanlığının olmayışı,

    Erkeklerde düşük testosteron düzeyi,

    Uzun süreli yatak istirahati,

    Bunama,

    Kronik böbrek yetmezliği (KBY),

    Malabsorbsiyona neden olacak gastrointestinal sistem sorunları,

    Tirotoksikoz (tiroid hormonunun fazla salgılanması),

    Hiperparatiroidi (paratiroid hormonunun fazla salgılanması).


    user avatar
    Halil Çoban 24 Temmuz 2021 23:13

    Lorem Ipsum Nedir? Lorem Ipsum, dizgi ve baskı endüstrisinde kullanılan mıgır metinlerdir. Lorem Ipsum, adı bilinmeyen bir matbaacının bir hurufat numune kitabı oluşturmak üzere bir yazı galerisini alarak karıştırdığı 1500'lerden beri endüstri standardı sahte metinler olarak kullanılmıştır.

    Soru Sorun

    alt kategori imajı

    Postmenopozal Osteoporoz Nedir?

    Menopozla ilgili olarak en çok bilinen ve endişe edilen bir durumdur. Osteoporoz kemiklerdeki erimeyi, daha doğru bir ifade ile de kemik doku yoğunluğundaki azalmayı tarif eder. 

    Osteoporoz kemiklerin "kütlece azalması" demektir; osteo (kemik) ile poroz (delikli) kelimelerinin birleşmesinden oluşur.

    Halk arasında ise osteoporoz, "kemik erimesi" olarak geçer.

    Kemiğe direncini veren maddelerin özellikle de kalsiyumun kemikten uzaklaşması ile osteoporoz oluşur. Kemik azalmasının şiddeti arttıkça kemik kırılganlığı da artmaktadır.

    Osteoporoz ciddi bir hastalıktır.


    Postmenopozal Osteoporoz Belirtileri Nelerdir?

    Aslında kemik erimesinin başlangıcında hastada hiçbir şikayet olmayabilir. Ancak hastalık ilerledikçe kemik dokusunun direnci geri dönüşü olmayacak bir şekilde azalmakta ve kemiklerde yaygın ağrılar ortaya çıkmaktadır.

    Osteoporozun ileri dönemlerdeki komplikasyonu ise fraktürler yani "kemiklerdeki kırıklar" dır.

    50 yaşın üzerinde her 8 kişiden 1' inde osteoporoza bağlı omurga kırığı gelişmekte olup bu oran yaş ile birlikte artmaktadır. Kalça kırığı 70 yaşın üzerindeki her 3 kadından ve her 9 erkekten 1' inde görülen önemli bir sağlık problemidir. Osteoporotik kırıklar olarak tanımlanan kırıklar; el bileği, omurga ve kalça kırıklarıdır.

    Bu kırıklar kişinin fiziksel, psikolojik ve sosyal durumu ile sağlıkla ilgili yaşam kalitelerini olumsuz olarak etkilemektedir

    Osteoporozdan etkilenen insanların % 80'i kadınlardır. Kadınlarda daha sık rastlanan "Romatoid artrit " gibi iltihaplı romatizmaların varlığı ya da kortizon, tiroksin gibi ilaçların kullanımı halinde osteoporoz riski artmaktadır.

    Erkek osteoporozu da özellikle son yıllarda klinik tıpta önemli bir sorun olarak görülmektedir. Tüm vertebra korpus kırıklarının % 14'ü ve yine tüm kalça kırıklarının % 25-30'u erkeklerde görülmekte ve önemli bir oranda hastalık ve ölüm nedeni olabilmektedir.

    Menopozdan sonraki ilk 5 yıl kemik kütlesinin en hızlı kaybedildiği zaman dilimidir. Bu dönemde kadınlar her yıl kemik kütlerinin % 3'ünü kaybedebilirler. Hızlı kayıp döneminin sonlarında 60 yaş civarında osteoporozun ilk belirtileri; kamburlaşma, boy kısalması, yaygın sırt ağrıları ya da ufak bir zorlama sonucu oluşan kırıklar şeklinde ortaya çıkar.

    Menopozdan 10 yıl sonra kalça, bel omurları, el ve bilek kemiklerinde daha fazla olmak üzere kırılma riskleri oldukça fazladır. Kemiklerdeki kırılmalar osteoporozun en önemli komplikasyonu olarak ortaya çıkan ve maddi-manevi sıkıntılara sebep olan durumlardır.

    Menopozdaki bu kırıkların basit hormon tedavileri ile önlenmesi kişileri ölüm ve sakatlık risklerinden önemli ölçüde korurken, tedavi masraflarını azaltarak ülke ekonomilerine de ciddi miktarda kaynak sağlar.

    Kadınlarda kemik metabolizmasında östrojen hormonu önemli bir düzenleyicidir. Kemik dokusunda kalsiyum iyonunun kalması için östrojene ihtiyaç vardır.

    Östrojen hormonun olmadığı durumlarda kemik kaybı hızlanır ve menopoz al dönemde gözlenen osteoporoz ortaya çıkar.

    Bu nedenle menopozda hormon replasman tedavisi alan kadınlarda kemik erimesi daha az olmaktadır. Menozdaki HRT’nin en büyük yararlarından birisi, kemik dokuda yoğunluğun artışını sağlamasıdır.


    Postmenopozal Osteoporoz Nasıl Teşhis Edilir?

    Eskiden direkt radyografiler ile kemik yoğunluğu değerlendirilirken günümüzde bu işlem neredeyse terk edilerek yerini özellikle bel, uyluk (femur) ve ön koldan Dual X-Ray (DEXA) adı verilen bir yöntemle "Kemik Mineral Dansiyometrisi (KMD)" ölçümlerine bırakmıştır. Bu yöntemin duyarlılığı direkt grafilere göre çok daha fazladır.

    Eğer bu ölçümlerde hastalık derecesinde kemik erimesi saptanmışsa kemik erimesini önleyen tedaviler uygulanmalıdır.

    Genç bir erişkin iken ulaştığımız tepe kemik kütlesi ve yaşlanmaya başladığımızda oluşması beklenen kemik kaybının hızı osteoporoz gelişme riskimizi belirler. Kimlerin önceden bu hastalığa yakalanacağı önceden öngörülememektedir. Ancak hastalığa yakalanma riski aşağıdaki durumlarda artmaktadır:

    Yukarıdaki faktörlerden bir ya da birden fazlası sizde var ise osteoporoza yakalanma ve kırık riskiniz yüksektir.


    Postmenopozal Osteoporoz Tedavisi

    Günümüzde östrojen tedavisi osteoporoz tedavisinden ziyade korunmada tercih edilmektedir. Kadın doğum uzmanları tarafından önerilen östrojen tablet ya da cilt peçleri şeklinde kullanılmaktadır.

    Östrojen kullanımı, meme ve rahim kanseri riskini bir miktar arttırmaktadır. Ancak kişilere kar zarar oranı düşünülerek, izlem altında düşük dozda östrojen tedavileri başlanabilir.

    Tüm hastalıklarda olduğu gibi osteoporozda da hastalıktan korunmak öncelikli amaç olmalıdır. Osteoporozun gelişmiş olduğu durumlarda ise erken tedavi başarı şansını yükseltmektedir.

    Osteoporoz günümüzde tedavi edilebilir bir hastalıktır. Osteoporoz tedavisinin en önemli amacı kırıkların azaltılmasıdır.

    Osteoporoz tedavisinde ilaç ve ilaç dışı tedaviler söz konusudur.

    İlaç tedavisinde kemik yıkımını azaltan, yapımını arttıran ve özellikle son zamanlarda kemik kalitesi üzerine olumlu etki gösteren ilaçlar üzerinde yoğunlaşılmakta ve araştırmalar bu yönde sürdürülmektedir. İlaç tedavisinin seçiminde hastanın yaşı, ek yakınma ve hastalıkları, kırığın bulunup bulunmaması ve KMY değeri gibi özelliklerin göz önüne alınması gerekir.


    Postmenopozal Osteoporozda İlaç Tedavileri

    HRT (hormon replasman tedavisi ) en eski tedavilerden birisidir. Ancak günümüzde özellikle menopoz semptomları olan erken postmenopozal kadınlarda osteoporozun önlenmesi amacıyla kullanımı önerilmektedir. Östrojen hormonu progesteron ile birlikte ya da tek başına kontrollü olarak önerilebilir.

    Bifosfanatlar son yıllarda üretilen, ağızdan alınıma elverişli kemik yoğunluğunu arttıran ilaçlardır. Ülkemizde Etidronat, Alendronat, Risedronat bulunmaktadır. Alendronat ve risedronatın hem günlük, hem de haftada bir alınabilecek formları mevcuttur. Yapılan çalışmalarda günlük ve haftalık alım arasında etkinlik ve yan etkiler bakımından fark bulunamamıştır.

    Bifosfanat kullanımına başlamadan önce olası hipokalsemiyi önlemek için kalsiyum ve D vitamini eksikliği varsa muhakkak düzeltilmelidir. Ancak kalsiyum ile bifosfanatların aynı anda alınması durumunda emilim bozulduğu için eş zamanlı alınmaması gerektiği unutulmamalıdır. Bifosfanatlar genelde iyi tolere edilen, önemli yan etkileri olmayan ilaç gruplarıdır.

    Kalsitonin enjeksiyon ya da nazal sprey şeklinde tedavide yer almış, özellikle kırığı öyküsü olan veya kemik ağrıları olan hastalarda ağrıyı da kontrol eden bir ilaçtır. En az 2-3 yıl süre ile kullanılmalıdır.

    Selektif Östrojen Reseptör Modülatörleri (SERM) yeni bir ilaç grubu olup östrojen reseptörlerine yüksek ilgileri olan, bazı dokularda östrojen etkisini taklit ederken, bazılarında anti-östrojen etki gösteren ilaçlardır. Bu gruptaki ilaçlardan en iyi bilinenleri, her ikisi de meme kanserinin tedavisi için geliştirilmiş olan "tamoksifen" ile daha yeni bir ilaç olan "raloksifen"dir.

    Raloksifen osteoporozun önlenmesi için kullanabilecek ilaç gruplarından birisi olarak günümüzde dünyada ve ülkemizde yeni bir tedavi seçeneği olarak yerini almıştır. Osteoporozu olan postmenapozal kadınlarda meme kanseri riskini azalttığı bildirilmektedir.

    Paratiroid hormonu kan kalsiyum ve fosfat düzeyini ayarlayan bir hormondur. Yüksek plazma konsantrasyonları kemik rezorbsiyonunu arttırırken, düşük dozlarda aralıklı olarak verildiğinde kemik formasyonunu arttırabilir. Özellikle ciddi osteoporozlu olgularda vertebra ve vertebra dışı kırıklara olan etkisi nedeniyle gelecekte önemli bir tedavi seçeneği olarak görünmektedir.

    Kalsiyum diğer tedavilerin yanı sıra günlük yeterli kalsiyumu alamayan menopoz sonrası kadınlara önerilen bir ilaçtır. D vitamini eksikliği olan kişilerde kalsiyumun D vitamini ile beraber alınması önerilmektedir.

    D vitamini seviyesi yaşla birlikte azalır. Kalsiyum ile birlikte uygulanan vitamin D tedavisinin kalça ve vertebra dışındaki diğer kırıkların oranını azalttığı ve serum paratiroit hormon düzeylerini düşürdüğü belirlenmiştir.

    Yeni ilaç tedavileri ve deneysel tedaviler (ipriflavon, tibolon, osteoprotogerin, stronsium, büyüme hormonu, büyüme faktörleri, eser elementler, statinler, K vitamini) üzerindeki çalışmalar devam etmektedir.


    Postmenopozal Osteoporoz Tedavisinde İlaç Dışı Yaklaşımlar

    Diyet,

    Kemik sağlığını olumsuz yönde etkileyebilecek gıda, alışkanlıklar ve ilaçlardan uzak durma,

    Fiziksel aktivitenin yaşa göre yapılan egzersizlerle desteklenmesi,

    Düşmelerin önlenmesi,

    Mimari engellerin giderilmesi,

    Kalça koruyucular, görme muayenesi, denge ve kuvvetlendirme egzersizleri,

    Hasta eğitimi,

    Akut ve kronik ağrının tedavisi önem taşımaktadır.


    Postmenopozal Osteoporozdan Korunma Yolları

    Osteoporozdan korunmanın başlıca yöntemi; tepe ("peak") kemik kütlesine erişinceye kadar olan dönemde güçlü, sağlam kemik yapıyı oluşturmak ve sonraki yaşlarda kaybı engellemektir.

    Yeterli ve güçlü kemik kütlesine sahip olursak ileri yaşlardaki kaybımızı daha az problem ile atlatabiliriz. Kemik kütlesi genetik faktörlere bağlı olarak değişebilirse de yaşam biçimimizi akıllıca düzenleyerek osteoporozu yavaşlatabilir ve hatta engelleyebiliriz.

    Daha sonraki hayatınızdaki kaybı en aza indirebilmek için 35 yaşına kadar mümkün olduğunca en yüksek kemik kütlesine sahip olabilecek önlemleri almalısınız.

    Doğal besinlerle veya tabletlerle aldığınız kalsiyum miktarını arttırın.

    Güneşten yeterince faydalanamıyorsanız veya ileri yaşlarda iseniz D vitamini alın.

    Sigara içmekten kaçının.

    Alkol kullanmayın.

    Aşırı miktarda kahve tüketmeyin.

    Menopozda egzersiz önemlidir.

    Yaşam boyu aktif kalın.

    45 yaşın altında doğal ya da cerrahi menopoz (Ameliyatla yumurtalıkların alınması).


    Postmenopozal Osteoporozdan Kimler Daha Sık Etkilenir?

    Kadınlar,

    İleri yaş,

    Ufak tefek zayıf yapıda ve beyaz tenli olmak,

    Ailede osteoporotik kırık öyküsü (Özellikle annede kalça kırığı),

    Daha önce kırık geçirmiş olmak (Ön kol kırığı gibi),

    İnflamatuar (iltihaplı) eklem hastalığı yada astım varlığı,

    Kemik yıkımını hızlandıran ilaçların kullanımı (kortizon, guatr ilaçları, sara ilaçları, heparin vb),

    Kalsiyumdan fakir beslenme, yetersiz D vitamini,

    Sigara içme, alkol kullanımı, fazla kahve tüketimi,

    Aşırı tuz, protein alımı,

    Düzenli egzersiz yapma alışkanlığının olmayışı,

    Erkeklerde düşük testosteron düzeyi,

    Uzun süreli yatak istirahati,

    Bunama,

    Kronik böbrek yetmezliği (KBY),

    Malabsorbsiyona neden olacak gastrointestinal sistem sorunları,

    Tirotoksikoz (tiroid hormonunun fazla salgılanması),

    Hiperparatiroidi (paratiroid hormonunun fazla salgılanması).


    user avatar
    Halil Çoban 24 Temmuz 2021 23:13

    Lorem Ipsum Nedir? Lorem Ipsum, dizgi ve baskı endüstrisinde kullanılan mıgır metinlerdir. Lorem Ipsum, adı bilinmeyen bir matbaacının bir hurufat numune kitabı oluşturmak üzere bir yazı galerisini alarak karıştırdığı 1500'lerden beri endüstri standardı sahte metinler olarak kullanılmıştır.

    Soru Sorun