Anksiyete


Anksiyete Nedir?


Anksiyete başlığı altında kaygı, endişe ve korku başlıkları birlikte anlatılmaktadır. Huzursuzluk da bir çok bakımdan bahsettiğimiz tanımlara dahil edilebilmektedir. Bu nedenle bu bölümde hepsiyle ilgili ortak bilgiler yer almaktadır. Aşağıdaki açıklamalarda anksiyete ve kaygı birbirlerinin yerine kullanılmaktadır.

Halk arasında sakinleştirici diye tabir ettiğimiz ilaçlar, genellikle aşırı endişe ve kaygı durumlarında normal davranışlarımıza devam edebilmek için kullanılan, genellikle uykumuza yardımcı olmak veya bizi yavaşlatarak hızlı karar vermemize yardımcı olan ilaçlardır. Endişeli, kaygılı halimizi azaltmaya yardımcı olurlar.Sakinleştiricileri anti-depresanlardan ayrı tutmak gereklidir.

Ancak hiçbir ilaç gerçekte kaygı duymamıza neden olan durumlarımızı temelinden çözemez. Duyduğumuz kaygının sebebi belli olmasa bile düşüncelerimizi, beklentilerimizi ve gündelik hayatla ile ilgili tavırlarımızı değiştirerek duyduğumuz kaygıyı yönetebiliriz.

Korku ise tehlikeli bir uyarana karşı gelişen bir tepkidir. Kaygı, nesnesi belirlenememiş veya tanınmayan, tehlike olasılığı içeren durumlarda ortaya çıkan, korkuya benzer bir tepkidir. Korkudan farkı, kaygının nesnesinin belirsiz oluşudur ve asıl tehdit edici olan bu belirsizliktir.

Anksiyete / Kaygı, tehdide karşı gelişen bir tepki olup, geleceğe yöneliktir. Bir beklenti duygusu içerebileceği gibi sebebi belli olmayabilir. Kaygı ve korkuyu birbiriyle karıştırmamak gerekir.



Anksiyete Belirtileri Nelerdir?


Anksiyete hoş olmayan, yersiz korku duygusudur ve sıklıkla fizyolojik belirtilerle birliktedir. Anksiyete bozukluğu ise anksiyeteye bağlı belirgin sıkıntı ve işlev bozukluğu anlamındadır.

Normal ve patolojik olmak üzere iki tür anksiyete vardır. Normal anksiyete, tehdide tepki gösterme kapasitesinin bir anlatımıdır. Bu durumun nörofizyolojik bir temeli vardır ancak burada hangi yaşantının tehdit edici değerinin olduğunun bilinmesi önemlidir. Patolojik anksiyete, kaygı ile aynı anlamda kullanılır. Kötü bir haber alınacakmış veya bir felaket olacakmış gibi nedeni belli olmayan bir sıkıntı, bir endişe duygusu olarak algılanır. Çok hafif tedirginlik ve gerginlik duygusundan, panik derecesine varan değişik yoğunluklarda olabilir.

Kaygılı durumlara genellikle kalp çarpıntısı, terleme, huzursuzluk (irritabilite) gibi fiziksel durumlar, uyarıcı özellikte olan tehlike odaklı belirtiler ve korunma amaçlı aktif kaçınma eylemi de eşlik eder.

Kaygı, yaşamın normal bir parçasıdır. Herkes günlük yaşam içinde değişik konularla ilgili kaygı duyabilir. Yetişmesi gereken bir iş, sınav, sağlık, para, çocuklar ve aileyle ilgili sorunlar birçok insanı kaygılandırabilir. Aslında kaygı, bir ölçüde bizim günlük sorunlarla baş edebilmemiz için hazırlıklı olmamızı, bir tehlike durumunda da hızlı karar verip kurtulmamızı sağlar. Bu, baş edilebilir bir kaygı düzeyidir.

Yaygın anksiyete bozukluğu olan kişilerde ise süreklilik arz eden, aşırı ve durumla uygun olmayan bir endişe durumu söz konusudur. Aşırı endişe, kişinin günlük yaşamını olumsuz yönde etkiler ve hatta olağan yaşam etkinliklerini sürdürmesini engeller. Bu kişiler her durumda olası en kötü sonucu düşünürler, herşey kendi denetimlerinin dışındadır. Bu kişilere göre iyi bir olasılık ya da geriye dönüş mümkün değildir. Yaygın anksiyete bozukluğunda aşırı endişe ve kaygı genellikle sağlık, aile, para ya da iş gibi konularla ilgilidir. Denetlenemez nitelikte olan endişe hali en az altı ay boyunca hemen her gün vardır ve gün boyunca sürer.



Anksiyete Nasıl Teşhis Edilir?


Anksiyete çocukluk dönemi ve genç erişkinlik çağları arasında başlayabilir, yavaş ve sinsi bir gelişim gösterir. Hastalığın belirtileri dönem dönem iyileşmeler ve alevlenmeler gösterir. Stresli yaşam olayları olduğunda belirtiler çoğunlukla kötüleşir. Hastalığın oluşmasında “kalıtsal etkenler, beyin nörokimyasındaki değişiklikler, kişilik özellikleri ve stres verici yaşam olayları” etkilidir. Hastalar yorgunluk, gerginlik, kas ağrısı ve baş ağrısı gibi bedensel belirtiler nedeniyle çoğu zaman psikiyatri dışı branş hekimlerine başvururlar ve doğru tanının konması ve uygun biçimde tedavi edilmesi gecikebilir. 


Kaygı bozukluğu bir psikiyatri hekimi tarafından teşhis edilir. Aile hekiminize durumunuzu açıkladığınızda ilk önce alınacak basit önlemler, sakinleştirici ilaçların reçete edilmesi ve kullanılması sonrasında bir psikiyatri hekimine sevkinizi isteyebilir ya da doğrudan siz de başvurabilirsiniz.



Anksiyete Tedavisi Nasıl Olur?


Kaygı veya yaygın kaygı/anksiyete bozukluğu tedavi edilebilir bir hastalıktır.


İlk yapılması gereken bir psikiyatri uzmanına başvurmaktır. İlk başvuruda kapsamlı bir psikiyatrik değerlendirmenin yanı sıra, bu belirtilerin herhangi bir fiziksel hastalıktan kaynaklanıp kaynaklanmadığını anlamak için bazı incelemeler yapılacaktır.


Tedavi gören hastaların çoğunluğu tedaviden yarar görür. Psikoterapi ya da ilaç tedavileri uygulanabilir. Hangi tür tedavinin size uygun olabileceğine doktorunuzla birlikte karar vermek yerinde olacaktır. Bir kişi için uygun olan bir tedavi, diğeri için uygun olmayabilir. Bu nedenle çevrenizden duyduğunuz tedavilerin size de uygun olacağını düşünmeyiniz.


Tedavide antidepresan ve anksiyolitik ilaçlar kullanılır. Bu ilaçlar depresyonun ve başka anksiyete bozukluklarının tedavisinde de kullanılır. Tedavinin amacı kaygı ve gerginliğin hızla tedavi edilmesidir. Tedavide kullanılan ilaçların ciddi yan etkileri ve bağımlılık riskleri yoktur. Tedavide kullanılan ilaçlar da ancak “doktorunuzun önerdiği dozlarda ve sürede” kullanıldığında etkili ve güvenli kullanılabilir.


İlaç tedavisinin etkisi birkaç haftadan önce başlamayacaktır. İlaç tedavisi belirtiler tamamen düzelene kadar sürmelidir. Tam düzelme sağlandıktan sonrada tedaviye en az 1 yıl daha devam edilmelidir.